OBEZİTE ve TEDAVİSİ

                                             

Obezitenin ilk ve esas tedavisi diyet ve spordur. Yani öncelikle yeme alışkanlıklarının değişmesi, hareket miktarının arttırılması gerekmektedir. Diyet ve sporun tüm hastalarda öncelikle denenmesi gerekmekle birlikte yapılan çalışmalar morbid obez bireylerde bu şekilde yeterli ve uzun vadeli kilo verimi oranının çok düşük olduğunu göstermiştir. Eğer kişi diyet ve spor ile kilo veremiyor ise bazı medikal ve girişimsel tedaviler denenebilir.

Obezite Ameliyatları

Geçmişten günümüze obeziteyi tedavi etmek için bir çok ameliyat yöntemi önerilmiştir. Günümüzde tüm dünyada en sık uygulanan ameliyatlar tüp mide ve gastrik bypass ameliyatlarıdır. Ameliyatların birbirine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Her ameliyat her hastaya uygun değildir. Kişinin yeme alışkanlığı, yaşam tarzı, obeziteye bağlı şeker hastalığı gibi yandaş hastalıklar varlığı, reflü olup olmaması gibi bir çok faktör ameliyat seçiminde önemlidir. Hangi ameliyatın size uygun olacağını kendinizin değil doktorunuzun karar vermesi daha uygun olacaktır. İnternette bir çok alanda olduğu gibi bu alanda da bilgi kirliliği vardır ve en doğru bilgiyi size doktorunuz verecektir.

       

Tüm obezite ameliyatları kapalı yöntemle yapılabilir. Bu ameliyatların etkinliği kısa vadede % 95'in üzerinde, uzun vadede ise % 70-80 civarındadır. Her ameliyatta olduğu gibi obezite ameliyatlarında da bazı riskler vardır. Bu riskleri doktorunuzla yüz yüze konuşmanız, olası riskler hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Ameliyat sonrası süreçte, özellikle ilk bir ay uygun bir diyet tedavisi gerekmekte ve sonraki zamanlarda da yeme alışkanlığında bazı değişikliklere gidilmesi gerekmektedir. Bu sebeple ameliyat sonrası dönemde de hastanın doktor takibinde olması, uzun dönemde etkili kilo verimi açısından önemlidir.

 

-Tüp Mide-Sleeve Gastrektomi

       

Bu ameliyatla midenin çok büyük bir kısmı çıkarılır. Bu sayede mide kapasitesi ciddi miktarda azalmış olur. Bu sayede ameliyattan sonra kişi fazla yemek yiyemez. Çıkarılan mide ile birlikte, bazı mide-bağırsak hormon salgılama miktarları değişir, bunun sonucunda iştah önemli derecede azalır, mide hareketleri değişir, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi bazı hastalıkların düzelmesi yönünde değişiklikler olur.

Tüp Mide, Burhan Mayir
 
Roux en Y gastrik Bypass

-Roux en Y Gastrik bypass

       

Bu ameliyatta mide hacmi küçültülürken, mide bağırsak arasına yapılan yeni bir yol ile besinlerin bir kısmının bağırsaklardan emilmeden vücuttan atılması hedeflenir. Son 5 yıla kadar dünyada en sık yapılan ameliyat iken günümüzde yerini tüp mide ameliyatına bırakmıştır. Özellikle reflüsü olan, şeker hastalığı olan hastalarda önemli bir seçenektir.

 
Minigastrik Bypass

-Mini Gastrik Bypass

       

Roux en Y gastrik bypass ameliyatına benzemekle birlikte, cerrahi teknikleri farklıdır. Bu ameliyat teknik olarak daha kolay ve hasta için daha az cerrahi risk içermektedir. Etkinliği roux en Y gastrik bypass ameliyatı ile benzer olmakla birlikte kendine özgü bazı komplikasyonlar içermektedir.

 
Şeker hastalığı ameliyatı

-Transit bipartitisyon

Diğer tüm ameliyat tiplerinin yanında bu ameliyat yeni bir ameliyat olarak kabul edilebilir. Özellikle şeker hastalarında tercih edilen bu ameliyat, dünya da henüz standart bir ameliyat olarak kabul edilmemekle birlikte popülaritesi giderek artmaktadır. Teknik olarak bakıldığında tüp mide ile gastrik bypass ameliyatlarının karışımından oluştuğu söylenebilir. 

 

-Duodenal Switch

Bu ameliyat gastrik bypass prosedürlerine benzemekle birlikte, bu ameliyattan sonra besinlerin bağırsaktan emiliminde daha fazla eksiklik olmakta ve buna bağlı ciddi yan etkiler görülebilmektedir. Bu sebeple çok tercih edilmemektedir. Dünyada yapılan tüm obezite ameliyatlarının  % 1'inden azını oluşturmaktadır. 

Duodenal switch
 
Burhan Mayir - DoktorTakvimi.com